GenelRöportaj

GIST – Meriç Eryürek: “Türkiye yabancı firmalar için potansiyel bir pazar.”

Gaming Istanbul'a yapmış olduğumuz ziyaret sırasında, etkinliğin Marka ve Pazarlama Yöneticisi Meriç Eryürek ile buluşarak gerek etkinlikte neler olduğu gerekse Türkiye oyun sektörünün gidişatı hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Gaming Istanbul Uluslararası Oyun Espor ve Eğlence Fuarı


GIST Marka ve Pazarlama Yöneticisi:

Meriç Eryürek

Web:

gamingistanbul.com

Facebook: 

Gaming Istanbul

Twitter:

@GamingIstanbul

 

GG: Merhabalar, biz sizi gayet iyi tanıyoruz ancak yine de isterseniz röportajların o ünlü ilk sorusu ile başlayarak önce sizi bir tanıyalım. ☺

Meriç Eryürek: (Güler) Cevaplaması en zor sorulardan biri aslında. “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda birkaç yıl çok net bir cevap veremedim. Sonra şuna karar verdim: %30 marka ve pazarlama yöneticisiyim, %30 öğretim görevlisiyim, %30 roman yazarıyım, bunun dışında %100 gamerım diyorum. Bu yüzdeler değişebiliyor tabii ki, ama tam olarak ne yaptığıma gelecek olursak, Gaming İstanbul’un marka ve pazarlama yöneticisiyim. Vardiya Oyun, Etkinlik ve Pazarlama Ajansının kurucusuyum, aynı zamanda #KalkGel etkinliklerinin kurucularından biriyim. Vakit buldukça da üniversitede eğitim verip birilerine faydalı olmaya çalışıyorum. 

GG: Şimdiye kadarki süreci nasıl özetlersiniz? Gerek hazırlıklar olsun gerekse etkinliğin kendisi olsun… Neler yaşandı, şu ana kadar nasıl tepkiler aldınız?

ME: Şöyle, bu tarz büyük bir etkinliğin çalışmaları aşağı yukarı sekiz ay önceden başlıyor. Biz tabii ki etkinlik işini biliyoruz ama önümüzde zorluklar var. Özellikle ekonomik dalgalanma bizi çok etkiliyor. Hem firmalarımızı, markalarımızı, katılımcılarımızı hem de ziyaretçilerimizi etkiliyor. 

Aslında bu süreçte yaptığımız genel olarak 7/24 çalışmak. Çünkü bir yandan Gaming İstanbul’u global pazarda tanıtmaya çalışıyoruz ki bu da aynı zamanda Türkiye ve İstanbul’a pazarlamasını yapmak anlamına geliyor. Öteki tarafta, yerel pazarda yerel firmalarla görüşüyoruz. Bir de oyun sektöründe, esporda varolmak isteyen sektör dışı firmalara ajansımız tarafında danışmanlık yapıyoruz. Onlarla Gaming İstanbul’da ya da Türkiye’de ne yapabilecekleri üzerine konuşuyoruz. Genel anlamıyla böyle oluyor hazırlık aşaması aslında; önce satış, onun arkasından müşterimiz için yapabileceğimiz projelerin dizaynı, tasarımı, uygulaması ve sonra bu dört gün içerisinde tüketiciyle karşılaşması. 

GG: Şu an fuarda genel olarak ön plana çıkan isimler kimler?

ME: Bu sene ilginç gelişmeler oldu. Örneğin Migros geldi. Onlar uzun zamandır espora yatırım yapıyorlardı ama şimdi oyun tarafında da bir şeyler yapmaya başlıyorlar. 

Gamerları direkt ilgilendiren ise tabii ki şu an herkesin merakla beklediği Mount & Blade II. TaleWorlds’ün bir yandan burada oyunculara oyunu oynatması, Team Deathmatch yaptırması, aynı zamanda konferansa katılıp konuşma yapması bizim için önemli. İkinci dikkat çeken isim ise Çin’in en büyük mobil oyun yayın platformlarından biri olan Nimo TV. Türkiye pazarına girmeye karar vermelerinin ardından haberi Gaming Istanbul’da tescilleyip ana sahne sponsorumuz oldular. Conan Exiles’a değinecek olursak, oyunun Türkçeleştirilmesi benim şahsi tutkumdu zaten. Bizim insanımıza çok uygun bir oyun olduğunu düşündüğüm için neden Türkçe olmadığını anlayamıyordum. Bir noktada Funcom’a gittik ve “Biz lokalizasyonunuzu yürüteceğiz geliyor musunuz?” dedik ve onlar da geldiler. Burada lansman yaparak oyunun Türkçesinin Mart veya Nisan ayında geleceğini duyurdular. 

Oyun tarafında öne çıkanlar bunlar. Eğlence tarafında ise, Redbull, Monster, Zocco Shop, Overgame Hp Omen gibi isimler burada zaten. Ana sponsorumuz ise Maximum Gaming oldu. Bu da çok olumlu bir gelişme. 

GG: Gaming İstanbul’a ilk geldigim yılı hala dün gibi hatırlıyorum. O günden  bu yana oldukça istikrarlı bir şekilde başarınızı koruyarak devam ettiniz. Peki, bu nasıl mümkün oldu? Nelere dikkat ettiniz?

ME: Aslında bizim için işin tek sırrı, ekibimizdeki herkesin oyuncu olması. Kendi gitmeyi istediğimiz fuarı yapıyoruz. Rakamlara bakarsak, evet başarılıyız. Gaming İstanbul %30 büyüme oranıyla her sene büyüyor tabii, ama bizim için başarı ne zaman gerçekleşmiş olacak? İstanbul gibi 18 milyonluk bir şehirde 400-450 bin ziyaretçiye ulaştığımız zaman olacak. Bu da hemen olmaz, bir süreç işidir. 

GG: Biraz B2B alanından bahsedelim. Bu sene B2B alanında kimler yer alıyor?

ME: Bu sene B2B alanında çok fazla isim var. Etkinliğe daha üç hafta kala geçen senenin satışlarını çoktan geçmiştik. Bu sebeple, bu sene B2B Türkiye’de oturdu diyebilirim. Sponsor sayısı arttı, toplantıya gelen profesyonel sayısı arttı, yabancı basın arttı. Sonuç olarak, şu an rahatlıkla Türkiyede gaming B2B var diyebiliriz. 

GG: Türk oyun firmalarının B2B alanına katılımı yurtdışı firmalarına kıyasla nasıl?

ME: Yurtdışından daha çok katılım var. Halbuki ilginç, normalde bizim onları kovalıyor olmamız lazım. 

GG: Yabancı firmaların Türkiye’de düzenlenen uluslararası bir oyun fuarına bakış açıları nasıl?

ME: Yani şöyle, Türkiye yabancı firmalar için potansiyel bir pazar; ama gerçekçi olmak gerekirse, alım gücü olarak ilk pazarlardan biri değil. Yabancı firmalar genel olarak Ortadoğu’yu hedefliyorlar. Türkiye ise Ortadoğu hedefinin içinde kabul edilmese de ikinci bir hedef konumunda. Ortadoğu’da iş geliştirmek isteyen firmalar için Türkiye önemli bir köprü. Dolayısıyla ülkemiz ilgilerini çekiyor. Ayrıca, nüfusun %51’i 25 yaşın altında. Fakat yabancı firmaların, bilmedikleri bir ülkede etkinlik yapmak için hazırlıkları yok. Dolayısıyla burada pazara güçlü bir partnerle girmek istiyorlar. Bu yüzden bizim Gaming İstanbul’da yarattığımız şey için ‘anahtar teslim hizmet vermek’ diyebilirim. Uçaktan iniyorlar, geliyorlar ve her şey hazır. 

Bir de tabii, bizim sektörde başka hiçbir sektörde olmayan bir durum var: Yılın her günü veya her ayı oyun çıkabilir. Şu an dünya genelinde pek çok AAA firmasının zaten prestij veya marka bilinirliği kampanyası yapmasına gerek yok. Bunun yerine oyunlarını promote ediyorlar. Bu yüzden, yabancı firmaların böyle etkinliklere gelmesi oyun çıkış tarihlerinde olur. Mesela bu yıl bütün oyunlar ertelendi. Şu anda Mount & Blade II hariç ufukta bir oyun görünmüyor. E şimdi firmaların ilgisi de doğal olarak gelecek yıla kayıyor, haliyle gelecek yıl oyunları çıkacağı zaman etkinliğe girmeyi tercih ediyorlar. Çünkü etkinlik kolay bir şey değil, hem biz hem onlar yoruluyoruz. 

GG: Peki, hazır az önce Türk firmalara değinmişken bu konuya geçebiliriz diye düşünüyorum. Bu sene indie alanında ne gibi değişiklikler yapıldı?

ME: Indie alanında çok fazla bir değişiklik yapmaya gerek yok çünkü o kendi ekosistemi içerisinde işleyen, giden, çok da memnun olduğumuz ve umarım ki indielerin de memnun olduğu bir alan. Sanıyorum bu alanda yaptıklarımızla dünyada tek olabiliriz. Burada indieler ücretsiz olarak oyunlarını gösterebiliyor, yarışma sonucu ödül kazanan firma bizim partner yurtdışı etkinliklerinden birine gidip oyununu tanıtabiliyor. 

Bu yıl benim ilgimi çeken asıl şey oyunların kalitesi oldu. Geçtiğimiz yıllarda da çok iyi indie oyunlar vardı, ama geliştirilme aşamasınaydılar. Şu anda içeride, yatırımcı bulduğu veya bir destek aldığı takdirde çok kısa zamanda ticari olarak başarıya ulaşabilecek kalitede ürünler görüyoruz. Ki bunlar gerçekten çok küçük ekipler tarafından geliştiriliyor. Çok büyük bir başarı bana kalırsa. Zaten jüri üyelerimiz arasında yer alan devcom organizatörü Nico Baletta, Can Sungur da aynı şekilde kalitenin çok arttığını söyledi. Bu arkadaşlarımız mesleğe yeni başlayan geliştiriciler. Bu yüzden bu önemli bir başarı.

GG: Peki daha çok hangi platformda oyunlar var?

ME: Daha çok mobil. PC de var elbette, ancak şu an PC’de oyun geliştirmek çok zahmetli ve maliyetli olduğu için insanlar mobilde geliştirmeye çalışıyor. 

GG: Indieler için özellikle burada kendilerini gösterip bir yatırımcı bulma şansları da var diyebilir miyiz?

ME: Bu yıl her yıldan daha fazla yetenek avcısı geldi. Açıkçası yatırımcılar geliyorum demez. Hatta çoğu, bizim sistemimize bile kayıt olmamak için uğraşır. Gelip burada herhangi biriymiş gibi dolaşmayı seviyorlar. Bu sene bizim gördüğümüz kadarıyla o tarzda dolaşan çok fazla yatırımcı oldu. Oyun firmalarından, fon şirketlerinden vs. indie oyunları inceleyen çok fazla isim oldu. 

GG: Daha önce Cevher Hanım’la olan görüşmemizde indieler arasında bir yarışma olacağını öğrenmiştik. Jüriler arasında hangi isimler var? Birinci olan ekibi nasıl bir ödül bekliyor?

ME: Az önce de bahsetmiş olduğum Can Sungur ve Nico Baletta dışında jürilerimiz arasında Başar Ünder, Güven Çatak ve Yavuz Sürmeli bulunuyor. Jüriler değerlendirmelerini bitirdiler. Ödül töreni ise 1 Şubat’ta gerçekleşecek. Birinci olan ekibimiz Londra’da düzenlenen Indie Prize’a katılma ve oyunlarını Indie Prize’da sergileme hakkı kazanacak. 

(GG: Artık yapılmış olan ödül töreni sonucu belli olduğu üzere GIST 2020 Indie kazananları: Birinci @CubiaGame, İkinci Bahçeşehir Üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği Orpheus, üçüncü ise SkebStudios tarafından geliştirilen Colony Game)

GG: Türkiye’de oyun sektörü giderek gelişiyor ve bir şekilde pozitif ivmeyle yoluna devam ediyor. Peki, ilk GIST’ten bu yana sizce neleri iyi yaptık, hangi konularda tökezledik?

ME: Bana kalırsa yavaş yavaş oyun sektörünün büyüklüğü ve gittiği yeri insanlara anlatma fırsatını kaçırmak üzereyiz. Hatta belki tren kaçmış bile olabilir. Bu durumun sebebi ise espora çok fazla odaklanmamız. Aslında espor, oyun dünyasının çok küçük bir kısmı. Tamam kabul ediyorum, böyle bir gerçek var, başarılı ürünler de var tabii ki; ama esporun oyunla spor arasında bir şey olduğu ve daha çok oyuna yakın olduğu gerçeğini unutmamamız gerekiyordu. Sektör olarak bunu ne yazık ki unuttuk. 136 milyar dolara 1.4 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Çok da büyük değil aslında. Türkiye’de, oyun dünyasının bambaşka olduğunu ve esporun bunun küçük bir parçası olduğunu anlatmayı kaçırdık. 

İkinci olarak, bana kalırsa yavaş yavaş bir treni daha kaçırıyoruz: Türkiye gerek coğrafi gerek turistik açıdan inanılmaz avantajlı bir ülke; ancak biz yavaş yavaş büyük oyun firmalarını Ortadoğu’ya kaptırmaya başladık. Çünkü ne genel ne de yerel yönetimlerden yeterli destek alamıyoruz. Ortadoğu’da, özellikle Katar ve Birleşik Arap Emirliklerinde inanılmaz bir hükümet desteği var. İşte bu yatırımlar zaman içerisinde büyük başarı getiriyor. Bana kalırsa bu iki treni kaçırmak üzereyiz sektör olarak. 

Pozitif şeylerden bahsedecek olursak, herkes çok çalışıyor. Kolektif bir çalışma var. Hep beraber başarılı olabilmek adına siz de çalışıyorsunuz, biz de çalışıyoruz, firmalar da çalışıyor. Ama artık, dediğim gibi, bunu daha büyük düzeyde ele alıp Türkiye’nin burada bir oyuncu olduğunu dünyaya göstermemiz ve Türk insanına da oyun eşittir espor olmadığını da anlatmamız gerekiyor. 

GG: GIST’in önümüzdeki yıllarda izleyeceği yol hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

ME: Yani zaten Gaming İstanbul’un içeriğinde şu an global fuarlarda olan her şey var. Dolayısıyla GIST’in bundan sonraki projeksiyonu büyümek ve genişlemek olur. Bu noktada da tabii ki şehrin olanaklarıyla sınırlıyız. Bizim konumlamamız hep zaten “Avrasya’nın oyun köprüsü”ydü. Bu yüzen Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Amerika arasındaki hem B2B hem B2C bağlantısını sağlayabildiğimiz sürece o bağlantıyı güçlendirebilmek bizim misyonumuz artık. Zaten nüfus olarak Avrupa’nın en büyük beş fuarı arasına girdik. Artık amacımız bu nüfusu artırmak ve tabii oyunculara daha kaliteli ve daha geniş içerikli bir fuar vermek. 

Berçem Sultan