Röportaj

TasarımATLAS – Burçin Gürbüz: “XR’ı şu ana kadarki dijital görsel teknolojilerden farklılaştıran en önemli özellik, dijital görüntünün 2 ve hatta 3 boyuttan ileriye gidebilmesi.”

TasarımATLAS, 2010 yılında mimarlık ofisi olarak hayata geçti fakat Kurucu Burçin Gürbüz, "GarageATLAS" adını verdikleri oluşumla VR, AR, MR, XR deneyimleri altında 2019'da Silicon Valley'deki ofislerinde de yeni projelerini sunmaya hazırlanıyor.

ŞİRKET PROFİLİ


TasarımATLAS Architecture & Design

Kişi sayısı: 15

Kurucu LinkedIn:

Ahmet Burçin Gürbüz

Web:

http://tasarimatlas.com

http://garageatlas.com

Facebook:

@tasarimatlas

Instagram:

@garage.atlas

Proje /Yazılım/Tanıtım Linkleri

1- https://vimeo.com/256599429

2-  https://vimeo.com/303359404

GG: Merhaba, TasarımATLAS ekibini yakından tanıyabilir miyiz? Ne zaman ve nasıl kuruldu?

Ahmet  Burçin Gürbüz: Merhabalar. TasarımATLAS resmi olarak 2010 yılında İstanbul merkezli kuruldu fakat kökenleri aslında daha öncesine; benim Kıbrıs, İskenderun ve Ankara’da başlayan çalışmalarıma dayanıyor. Mimarım ve üniversite yıllarında çalışmaya başladım. Okul yıllarında dahil aklımdaki hedef her zaman kendi işimi ve oluşumumu kurmaktı. Daha multidisipliner çalışma kavramı bu derece gündemde değilken kendi meraklarım dolayısıyla aslında bu mantalitede çalışmalar yapıyordum.

Bir yandan geleneksel yöntemlerle mimari işleri yürütürken 3boyut modelleme, animasyon gibi konularda iyi bir noktadaydım ve ekibimi de bu alanda gelişmiş veya gelişmeye açık insanlarla kurmaya başladım. Bunun yanı sıra teknoloji ve bilim alanındaki gelişmeler her daim radarımdaydı ve fırsat yaratabildikçe işime de entegre ettim. Zaten sıkıldığında oyun oynayan ya da teknoloji vb. gelişmeler üzerine yayın ve kitaplara dalan bir adamım, ister istemez insan bireysel meraklarını profesyonel çalışmalarına entegre ediyor.

TasarımATLAS ekibi de bu geçen 8-10 yıl süresinde bir bakıma benim kafada merakları olan insanlarla donanmaya başladı ve bugüne geldi. Ekip bugün bireysel olarak çeşitlenen alanlarda güçlü; bir yandan da ortak konular üzerine hedef ve heyecanları olan genç ve dinamik bir topluluk. Bu bence güncel ve başarılı herhangi bir ekibin gelebileceği en güzel nokta.

GG: Temel olarak yoğunlaştığınız alanlar neler?

ABG: Son üç yıldır temel olarak iki kanalda işliyoruz. Birincisi mimari kanal, “Design and Build” dediğimiz sıfırdan anahtar teslim aşamasına kadar yürüttüğümüz mimarlık işleri. Hastane, müze, fabrika gibi nitelikli, kamusal yapılar üzerine çalışıyoruz. Ekibin çoğunluğu mimarlardan oluşuyor bu arada ve kendi aramızda kendimize “Mimar+” diyoruz. Çünkü sadece mimari işler yapmıyoruz. Bu da yoğunlaştığımız ikinci kanala getiriyor konuyu. Bizim son 2-3 yılımızın heyecanı XR.

Yaklaşık 5 sene önce tetiklenen VR/AR/MR hype’ına biz de katıldık. Özellikle yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi alanların geldiği noktalara da dayanarak bunun bir hype’tan fazlası olduğu kanısındaydık ve bu konuda TasarımATLAS içerisinde bir Ar-Ge ekibi oluşturduk. Çalışmalarımızın yaklaşık bir sene önce gün yüzüne çıkması öncesi hummalı bir iç çalışma oldu. Hem kendimizin hem de işlerimizin belli bir noktaya geldiğine inandığımızda da bu alt oluşuma “GarageATLAS” adını vererek çalışmalarımızı dışa vurmaya başladık. Ar-Ge çalışmalarında önceliği VR’a verdik. VR üzerine özel içerik geliştiriyoruz ve bir yandan 2019’da piyasaya sunacağımız ürünler üzerine çalışıyoruz.

Unreal Engine 4 bu konuda kullandığımız oyun motoru ve UE4 ekibiyle de birkaç aydır kişisel iletişim kurmaya başladık. Gerçekleştirdiğimiz birkaç atölyede heyecanlı öğrencilere UE4’u tanıttık. Katılım sayısı ve öğrencilerin UE4 konusunda bizim kadar heyecanlı olması bizler çok mutlu etti. Mimari görselleştirme, animasyon ve VR konularında 2019’da düzenli atölye ve dersler başlatmak üzere çalışmalarımız devam ediyor. Ben ayrıca bu sene Bilgi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde UE4 eğitimi vermeye başladım.
VR’da belli bir noktaya geldiğimizde AR ve MR altyapı çalışmalarımızı başlattık. İçerideki ekibi bu alanda geliştirirken bünyeye yazılımcı ve mühendis katarak ekibi biraz daha genişlettik. Ayrıca halen üniversitede okuyan öğrencilerle çalışıyoruz bu alanda. Kimi öğrencilerin taze kan ve heyecanının hem kendi sürecimize hem de onlara çok katkısı olduğuna inanıyoruz.

GG: Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor ve İstanbul ofisi dışında da aktif olduğunuz ofis ve pazarlar bulunuyor mu?

ABG: TasarımATLAS Mimarlık olarak İngiltere’den Moğolistan’a uzanan çeşitli coğrafyalara dokunduk. Geçtiğimiz 10 yılda Türkiye ve globalde 1,5 milyon m2 üzeri işler gerçekleştirdik. Şimdi XR dünyasında da tabi ki şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar global hedefli. Şu an Viyana, Toronto ve San Francisco’da partnerliklerimiz mevcut. 2019 Ocak’ta San Francisco merkezli ABD ofisimizi kuruyoruz ve Avrupa ofisi için de 2019’un ilk yarısında netleşecek çalışmalarımız devam ediyor. Mimarlık alanındaki 10 yılı aşan geçmişimiz dolayısıyla gelen güzel networkumuz var.

Buna yönelik geliştirdiğimiz VR ürünü AtlasHOME şu an öncelikle Avusturya olmak üzere Avrupa piyasasında. Yine aynı ürünle Dubai’ye girmek üzereyiz. Türkiye’de AtlasHOME yanında çeşitli şirket ve ürünlerin ihtiyacına göre oluşturduğumuz özel üretim VR içerik işlerimiz mevcut. Şu an, proje bazında farklılaşmakla beraber, temelde 15 kişiyiz.

GG: Biraz da Silicon Valley macerasından bahsedelim… Nasıl karar verdiniz ve Tasarım Atlas’ın oraya sıçramasındaki en büyük etken neydi?

ABG: Ar-ge çalışmalarımızın başladığı günden itibaren kendimizi ve ortaya çıkardığımız işeri aynı alandaki çalışmalarla karşılaştırmak ve bu kıyaslamalar üzerine kendimize geri dönüp değerlendirme ihtiyacımız oldu. Özellikle araştırma kaynaklarının nispeten daha kısıtlı olduğu ve bu derece hızlı teknolojik gelişmelerin olduğu XR alanında güncel kalmak, hatta güncelin ilerisinde olabilmek önemli bizim için. Kendimizi eleştirebilmek, bu eleştirileri doğru yorumlayarak Dünya’ya kıyasla iyi bir noktada olduğumuzu görmek istiyoruz her daim.

Avrupa’da Berlin, Helsinki gibi önemli tech merkezleri olsa da Silicon Valley’in tech dünyasındaki gelişmelerin göbeği olduğunu bilmeyen yoktur, özellikle bu yayını okuyan insanlar arasında. Biz de hem XR alanında geldiğimiz noktayı değerlendirebilmek, hem de tech dünyasının göbeğindeki gelişmeleri birebir gözlemleyebilmek üzere kendimizi oraya attık, öncelikle konuk olarak. LA-SF arasında aklınıza gelebilecek ve her yere attık kendimizi, FB’dan Apple, Autodesk’ten Nvidia’ya.

XR üzerine çalışmalara başlamadan önce dahil piyasamızın öncelikle Amerika, Avrupa kıtası ve birkaç Orta Doğu şehri olacağı kanısındaydık. Şöyle ki, şu an yıllarımızı, uykularımızı ve nakitimizi akıttığımız bu alan, Türkiye piyasası için halen erken. Etkinlikler, fuarlar, AVM’lerde eğlence aracı olarak görülen; günlük hayata, ofislere, evlere girmemiş bir teknolojiden bahsediyoruz. Ki Dünya için halen “normal”leşmemiş bir teknolojinin Türkiye piyasasına yerleşmesine halen vakit var.

Ama biz hala buradayız; XR üzerine yerel piyasa ve topluluklara doğru bilgi, doğru eğitim ve kaliteli iş/ ürünleri elimizden geldiğince ulaştırmaya ve tanıtmaya çalışıyoruz “normal”leşme ve adaptasyon sürecine katkıda bulunmak adına. Bu bağlamda Silicon Valley’de bir merkezimizin bulunmasının isabetli bir yaklaşım. Ayrıca orada hali-hazırda değerli partnerliklerimiz ve belli bir networkumuz mevcut. Dijital dönüşümün konuşulduğu bu günlerde çeşitli firmalara destek veriyoruz. Ve Dijital dönüşümün temellerini atıyoruz.

AtlasMars

GG: VR/AR/MR olarak neler gerçekleştiriyorsunuz? Hangi tool’ları kullanıyorsunuz ve kendi ürettiğiniz yazılımlarınız bulunuyor mu?

ABG: XR üzerine içerik üreticisiyiz derken, içerik olarak belirttiğimiz işlerin her biri yazılım aslında. Kimi geliştirdiğimiz yazılım spesifik ürünler, ama aynı zamanda kişi ve kurumların ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen özel üretim yazılımlar da uyguluyoruz. Ayrıca bu ay itibariyle Samsung Türkiye İnovasyon Merkezi’nin bir parçasıyız.

VR üzerine yazılımlar tamamen UE4 ile geliştirilmekte. UE4 açık kaynak olması dolayısı ile bizim için çok değerli bir gelişme ve geliştirme aracı oldu. Mimari arka-plandan gelmemiz dolayısıyladır belki, UE4 altyapısı bize göre daha avantajlı ve olanaklı geldi. Donanım olarak şimdiye kadar HTC Vive, Oculus Rift, Daydream, Oculus Go, GearVR kullandık. Özellikle HTC Vive geliştirme alanında bizim için çok değerli oldu. AR/MR üzerine UE4 ile çalışmaya devam ederken, çeşitli yazılımları da araştırıyor ve değerlendiriyoruz. Geçtiğimiz sene boyunca XR dünyasında heyecanla beklenen Magic Leap bizim de radarımızda.

Gerçekleştirdiğimiz ve hala üzerine çalıştığımız işlerden biraz bahsedeyim. İki yöntem ürün geliştiriyoruz. Birincisi kişi ve kurumların ihtiyacına yönelik özel üretilen içerik çözüm ve yazılımlar. Şirket ve kurumların ürünlerinin özellikle pazarlama, tanıtım ve müşteri ilişkileri alanlarında uygulamaları üzerine geliştirdiğimiz VR yazılımları oluyor bunlar. Bir örnek şu an bir boya firmasının 2019’da Türkiye’nin çeşitli şubelerinde kullanılmak üzere geliştirilen VR Kartela.

Bizim yaptığımız yazılım ile boya firmasının müşterisi evinde uygulamadan evvel, çeşitli sanal mekanlarda seçtiği boyanın hacimsel görüntüsünü ve bunun yanı sıra, gün-saat veya çeşitlenen aydınlatmalar dolayısıyla farklılaşan ışığın boya rengi üzerindeki etkisini deneyimleyebilecek.

İkinci yöntem ürünlerimiz ise direkt piyasaya çıkarmak üzere geliştirdiğimiz uygulamalar. Kimileri basit ve günlük kullanıma yönelik ürünler, bir kısmı da ar-ge gerektiren ciddi alt yapılı türden. 2019 süresince teker teker çeşitli kanallardan piyasaya süreceğiz. Mesela AR kartvizit ve şu an hatasız ölçüm alan AR metre uygulamalarımız mevcut. Daha önce de bahsettiğim AtlasHome mimarlık, inşaat ve emlak alanlarında kullanıma yönelik VR uygulaması. Yoga-Meditasyon ve sosyal ağ üzerine içerik çalışmaları devam ediyor.

AtlasHome

GG: VR ve AR özellikle oyunda da çok aktif alanlardan biri ve yaptığınız işi oyun dünyasıyla nasıl bağdaştırabilirsiniz? Ortak paydalarınız neler?

ABG: Kesinlikle ve biz de aktif olarak oynuyoruz. Hatta TasarımATLAS olarak oyun geceleri yapmaya başladık kendi içimizde ve yakın çevremizle. Bu oyun geceleri bir ritme girdiğinde daha dışa açık bir hale getirme planımız var. Bizim şu an VR/AR için yaptıklarımız biraz daha oyunlaştırma ve UX yani deneyim tasarımı alanına giriyor. Ortak payda deneyim tasarımı… Kullanıcıya yönelik ve ergonomik bir kullanım sunabilmek. Ve ikinci ortak nokta ise “storytelling” yani hikaye anlatıcılığı. Kullanıcıyı deneyime sokmadan öncesinden, deneyimden çıktığı ana kadarki senaryoyu öngörebilmek ve akıcı olarak bunun tasarımını yapmak. Oyun ile teknik ve alt yapı olarak ortak ortamları kullanıyor ve çıkış noktalarını izliyor olsak da biz oyun yapmıyoruz… Şu an.

GG: VR/AR/MR’ın geleceği ne şekilde ilerleyecek sizce? Kullanılmaya en uygun alanlar neler ve neleri değiştirecek?

ABG: Şu an VR/AR/MR’ın etkin kullanımına yönelik en çok öne çıkan alanlar akademik ve profesyonel alanlarda eğitim, sağlık sektöründe eğitim ve uygulamaya yönelik kullanım, kurum veya ürünlere yönelik tanıtım ve promosyonel çalışmalar, mimari ve mekansal görselleştirme ve tabii ki oyun/ oyunlaştırma. XR’ı şu ana kadarki dijital görsel teknolojilerden farklılaştıran en önemli özellik, dijital görüntünün 2 ve hatta 3 boyuttan ileriye gidebilmesi. Bu açıdan, bu teknolojilerin her geçen gün daha erişilebilir bir yandan da günlük hayatın çeşitli konumlarında daha konforlu uygulanabilir olmasıyla profesyonel ve kişisel hayatlarımıza hızla entegre olacak.

XR evimize, işimize girecek; günlük araç ve gereçlerimizin bir parçası olacak. Tabi ki şu anki alt yapısı ve formunda olmayacak bu. Iot ve AI gibi teknolojilerin stabilite ve erişilebilirliği arttığı ve kanunlarının netleştiği zamanları göreceğiz gelecek on yılda. XR’ı akıllı yaşam sistemleri, makine öğrenmesi vb. güncel ve geleceğin teknolojileriyle bütünsel görüyorum açıkçası. Bu konuyu günlük hayatın hali hazırda parçası olan teknolojiler ve tarihlerinden örnekleme yaparak anlatıyorum ben genellikle. Televizyon ve cep telefonları mesela özellikle Türkiye’de en yoğun kullanılan teknolojik ekipmanlar; hangi form, boyut ve imkanlarla piyasalara doğdu ve şimdi ne noktada.

XR’ın kitlesel kullanıma erişmesinin yanı sıra çoğul kullanıcı noktasına geldiğinde ciddi bir kullanım artışı olmasını ön görüyoruz. Şu an bizim de alt yapısını geliştirdiğimiz buna örnek çalışmalar var aslında, yani şu an imkansız bir şeyden bahsetmiyorum. Network altyapı ve imkanlarının gelişmesiyle stabil ve güvenli erişim her geçen gün mümkün oluyor. Senin ve benim, farklı ülkelerden eş zamanlı aynı simülasyona girebilmemiz ve o simülasyonla detaylı etkileşime geçebilmemiz… Globalleşmedeki en problematik noktalar: ulaşım, saat farkı, iletişim aksaklıkları, dil farkı vb. konuları ciddi ölçüde ekarte eden bir durumdan bahsediyoruz.

GG: Geliştirdiğiniz teknolojiler ve projeler gözününe alındığında Türkiye’de kendi bulunduğunuz ekosistemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

ABG: İçinde bulunduğumuz ekosistemde hem çok zorlandığımız hem de bizi çok heyecanlandıran günler yaşıyoruz. Bizi en çok heyecanlandıran, bu iş üzerine yola çıktığımız gün aklımızda canlandırdıklarımızı, hayata geçirdiğimiz ve insanlara ulaştırdığımız anlar oluyor. Ve bu süreçte tanıştığımız insanlar… Çok değerli çalışma ve araştırmalarla uğraşan ekipler, değerli beyinler var burada. Ortak payda ve meraklar üzerine iletişim kurmak bizleri besliyor ve motive ediyor. Tabii ki değerli beyinlerin ciddi oranda Türkiye dışında gidiyor olduğu bir gerçek, çünkü burada zamanın ötesine yönelik çalışmalar yapmak için kısıtlı imkan ve hacim var.

Bizim zorluk yaşadığımız nokta da geleceğin sistem ve senaryolarına şu anki zaman diliminde çalışıyor olmamız bir bakıma. Ne kadar muhteşem olursa olsun, bir ürün, bir fikir doğru zamanda piyasaya ve insanlara ulaşmalı. Zamanının öncesinde çıkan ürünün hedef kitlesi halen oluşmamıştır; zamanının sonrasında çıkan ise hedef kitlesini kaçırmıştır. Yani bizim yaptığımız işte ise, halen Türkiye bir yana Dünya’da kitlesel olarak evlere girmemiş bir teknoloji aracına yönelik içerik üretiminden bahsediyoruz. Ulaşabildiğimiz, aynı dili kullanabildiğimiz kişi sayısı halen kısıtlı.

Bilenden çok bilmeyenin olduğu bir ortamda sadece yaptığımız ürünü tanıtmıyoruz biz aslında, bir teknoloji aracını ve sistemi tanıtıyoruz, doğru ve kaliteli bilgiyi yaymaya çalışıyoruz. Bu çok konforlu bir şey değil ama zaten aradığımız konfor olsaydı klasik bir mimarlık ofisi olarak yolumuza devam ediyor olurduk.

GG: İnsan kaynakları sizce bu alanda ne durumda? Hangi alanda kendilerini geliştirmiş kişilere ihtiyaç duyuyorsunuz ve hangi sektörlerde yer almış kişiler Tasarım Atlas ekibine katkıda bulunabilir?

ABG: Şu an için ekip olarak çalışmalarımız devam ederken, yurt içi ve yurt dışında çeşitli oluşumlarla proje bazlı ortaklıklar oluşturmaya başladık. Çeşitli odakları ortak paydada bir araya getiren iş birlikleri verimli olabiliyor, dünya artık böyle işliyor. VR/AR/MR, Iot, AI, Derin Öğrenme, Makine Öğrenme konular üzerine teknik bilgisi, fikri, deneyimi veya merakı olan kişi veya ekiplerle ilgileniyoruz.

Bu konular üzerine kafa yoran insanlarla aynı dili konuşabilirken, potansiyeli olan fikir ve projeler ortaya çıkıyor. Teknik açıdan illa ki deneyimli kimseler olması mühim değil açıkçası; deneyim kazanmaya, gelişime aç ve açık olmak bizim için değerli olan. UE4 bizim odaklandığımız ve faydalandığımız bir araç oldu; bu konuda hemfikir olan, tasarım ve yazılımı bütünsel gören bir bakış açısına açık profesyoneller ve öğrencilerle görüşmeye açığız.

GG:Gelecek yıl planlarınız neler? Büyüme hangi alanda devam edecek ve uzun vadeli olarak neleri gerçekleştirmek istiyorsunuz?

ABG: Bu güne kadar daha çok b2b (kurumlara yönelik) çalıştık. 2019, bir kısmından da bahsettiğim ürünlerimiz App Store, Google Play ve Steam gibi marketlere aktararak direkt son kullanıcıya ulaştırmaya başladığımız yıl olacak. Tabii ikinci heyecanımız sene boyunca planlamasını yaptığımız, San Francisco ofisinin resmi olarak açılması olacak. İstanbul’daki ofisimizi de Maslak’a taşıyoruz. Alan olarak geniş olması yanı sıra, çeşitli seminer, atölye, networking vb. etkinlikler yapacağımız bir program başlayacak. Geçtiğimiz sene bizim çeşitli oluşum ve etkinliklerde yer aldığımız bir dönem oldu, ki bu devam edecek ama 2019’da kendi etkinlik takvimimizi de başlatıyor olacağız.

Uzun vadede netleşmemiş noktalar olsa da İstanbul ve SF’in yanı sıra Avrupa ve Arap Yarımadası’nda da birer ayağımızın olması plan. Çeşitli alanlarda zamanının gelmesini beklediğimiz ar-ge çalışmalarımız var, onların prototipleşmesi ve gelecek 5 yıl içerisinde kitlesel kullanıma açılması hedefimiz. Ve zamanı geldiğinde de oyun yapmak da bu planın bir parçası.